bayan bohem

#Burjuva nefretli bohemlerin,
modern zaman hanımefendisi.
Recent Tweets @bbohem
Posts I Like
23 oynatma [Flash 9 is required to listen to audio.]

kekiklizeytin:

Dışarıda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor

 Şarkılar hazırsa, değiyor kirpikler birbirine, Ankara’nın hatırlanmayan bi Şubatına gidiyoruz biz.

 Nasıl yakışıyor bilsen; bir söz bir sese, o ses o kente, o kent o mevsime, o mevsim bize.

 Nasıl da yakışıyor bilsen.

10 oynatma [Flash 9 is required to listen to audio.]

” Kışın, kırağı kaplı bir tepe sabah sisinin içinde kayboluyor. Yazın, sokak lambasının ışığında gece kelebekleri dönüp duruyor. Sonbaharda, kaldırımın hafifçe çökmüş, çukurlaşmış yerindeki su birikintisine iri damlalar düşüyor. Bunları seyrederken ta derinde bir yerde hissedilen sıkıntı. Bebekken senin değilde bir başkasının kucağa alındığı, seninle değilde bir başkasıyla göz göze gelinmeye çalışıldığı, büyüklerin gülünç seslerle ve gülünçleştirdikleri suratlarıyla sana değil bir başkasına yaklaştıkları bir günün ya da gecenin, günlerin, gecelerin sıkıntısı. Bıkmadan iz süren sıkıntı. Yabani buğdayların düzlüğünde rüzgar olan sıkıntı.

 Bir şey sunulmuştu bana, bir hediye, bir meyve. Ama ben o meyveden tadamadım, gök erik gibi kaldı avucumda dünya. Şimdi ben uykusuzum, yalınayağım, kendimle meşgulüm. Kapımın önünde boş peynir tenekeleri, yağmur suyu biriktiriyorum. Kendi kendime, sanatçı tecrübe edinemeyen insandır, diyorum, bu dünyada hiç tecrübesi olmayan insandır, ama şimdi sen karala bunun üstünü, yırt sen bunu, olmadı çünkü, olmadı işte. Nafile.

 Akşam olacak, gece yine eşikte durup yalandan birkaç kez öksürecek. Anneler, güzel bir şeyi, olmasını istedikleri bir şeyi sabırsızlıkla bekleyen çocuklarını, “Yatacağız, kalkacağız, yatacağız, kalkacağız…” diye avuturken çıplak gerçeği söylemiş olacaklar.

 Ve ben bir adım atarak korkuluğa yaklaşacağım, saçlarımı balkondan sarkıtacağım, kendimi boşluğa bırakacağım. Yolda karşıma iyi niyetli biri çıkacak ve soracak olursa, aşağıdaki insanları gösterip, bir süre yere paralel gittikten sonra onlara anlayamayacakları şeyler anlattım, diyeceğim. Öyle olsun. “

Barış Bıçakçı

10 oynatma [Flash 9 is required to listen to audio.]

Çığlığa ve sessizliğe dair üçüncü sınıf film isimleri biriktiriyorum dilimde. Nasırlaşmış parmaklarım kâğıda aktarmakta zorlanıyor artık içimdekileri. Susmaya yeminli hatipler misali, jübilesini bozmuş tiryaki gibi, nefes almaya çekiniyorum. Gizli saklı yaşam belirtileri. Çarşaf gibi dedikleri deniz yüzeyi bana yorgan olsun istiyorum. Saniyenin onda biri kadar kısa sürüyor bu düş, kara delikleri hissediyorum. Karanlıkta yazmak zormuş bu arada. Sonra başka bir düş, sonra bir başka. Ah gözlerim! Açıkken bunu yapmayın bana, insanlar yanlış anlayacak. Halüsinasyon falan sanacaklar sonra. Komik! Peki neden kapamıyorum değil mi? Biliyordum bunu soracaksınız sizde. Ama yok, olmaz. Çünkü her yumduğumda aynı şey. Yine oradayım. O şehirde. O caddede. O sularda. Çift kişilik bir rüya.

Şimdi ben burada bu anda gözlerimi kapayıp hayaller kuruyorum. Sessiz haykırışlara ev sahipliği yapıyorum. Hava her geçen gün daha da ısınıyor. Hala o diziyi izleyip, radiohead dinliyorum. Tanığım olsa dahi anlamayacak yaşama sebebimi.

Ve kimse bilmiyor bilmeyecek O şehri neden o kadar sevdiğimi.

İşler yolunda gitmiyorsa mazi denilen şey bir enkazdır ve hatıraların da son kullanma tarihleri vardır.
Emrah Serbes
50 oynatma [Flash 9 is required to listen to audio.]
Sezen Aksu,
Öptüm

Unuttun mu beni, her şeyimi?
Sildin mi bütün izlerimi..

Sonra bir sabah uyanırsın. Her sıradan gün gibi sıradan işler. Sonra bi bakarsın takvime. Aylardan Haziran. Yorma parmaklarını tamay. Bir kış uykusundan kalkmış gibi. Koskoca yarım sene ha geçti ha geçecek diye..Bir yeni şarkı çıkarmıştır belki Sezen Aksu. Beynini kemiren tüm sorular içinde. Sahi ya, O şimdi kim bilir ne halde? Belki de hatırlamıyordur bile..

Hiç düşmedim mi aklına
Hiç çalmadı mı o şarkı?
O sahil, o ev, o ada..
O kırlangıç da mı küs bana?
Sanırdım ki aşklar ancak filmlerde böyle..

Sonra bir sabah uyanırsın. Yok güne uyanmak değil kastettiğim, artık uyanırsın işte. Kendini kandırmayı bırakırsın.

Ben hâlâ dolaşıyorum avare..
Hani görsen, enikonu divane..
Ne yaptıysam olmadı, ne çare,
Unutamadım, gitti !

Şu kafenin ya da o gitarın sahibi olabilirim.

Kenardaki bisiklet veyahut yerdeki kaldırım taşı olabilirim.

Muhtemelen etrafta toplanmış insanlardan her hangi biri de olabilirim.

Hatta bu fotoğrafı çeken makina ve ya çekilmesini sağlayan kişi de olabilirim.

Çok yadıgamam yani sıkma canını,

Ben bir tek, “ben” olamam artık.

Aklıma gelme diye, dinlemeyediğim şarkılar var benim.
İlhan İrem

Merak ediyorsan eğer, giderken ölümüne bıraktığın yalnızlık, kendisiyle yaşamayı öğretti bana. Uslanmış değilim yani, ıslanmış olsam da gözyaşlarımda.

Sen kendi gözlerini kendi ellerinle bağladın; ama senin körlüğün benim karanlığım oldu. Ocak ”11

  Şimdi Haziran ayındayız ve sağanak yağmur var sevgilim. Bıraktığın yerdeyim. Sen hiç siyah-beyaz gökkuşağı gördün mü?

Çocukları sevmeyen insanlar mı varmış?
Hayır yani, bi tipe bak ya!

Çocukları sevmeyen insanlar mı varmış?

Hayır yani, bi tipe bak ya!

Sanki bazı günler bitmiyormuş gibi. Biz aylar, yıllar geçirirken “o” gün bir yerlerde hep kalıyormuş gibi.
Ara sıra tozlansada hiç yok olmuyormuş gibi.
“Seni seviyorum” dan çok “Beni bırakma” dedin. “Söz ver, gitme sakın” dedin.
Ben her seferinde söz verdim de, hiç “Sen de!” demedim. Bu yüzden mi sen bırakıp gittin.

Sözünü tutmayan ben değilim neden başım hep önde?
Hiç söz vermeyen sendin şimdi neden gözün derinlerde?

“Seni seviyorum” dan çok “Beni bırakma” dedin. “Söz ver, gitme sakın” dedin.

Ben her seferinde söz verdim de, hiç “Sen de!” demedim. Bu yüzden mi sen bırakıp gittin.

Sözünü tutmayan ben değilim neden başım hep önde?

Hiç söz vermeyen sendin şimdi neden gözün derinlerde?